TAVSANLI ANADOLU LİSESİ
  İşte Dayanışmanın En İyi Örneği
 

 

Yazıya başlık olan konuyu anlatacağım. Ama önce bu olayı hangi vesile ile anlatma gereği duyduğumuza kısaca temas edelim.
Malum, Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül birkaç gün önce Pakistan’a gitti. Pakistan ne zaman bir acıyla sarsılsa, ya da paylaşacak bir sevinci olsa, yanında önce Türkiye’yi bulur. Sayın Gül’ün son Pakistan gezisini uluslar arası ajanslar, Pervez Müşerref’in Cumhurbaşkanı seçilmesi sonrası Pakistan’a yapılan ilk ziyaret olarak verdiler.

Pekâlâ, nedir bu köklü bağın temelleri?
Hatırlarsanız, Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref bir açıklamasında, “ben de şaştım” demişti. Müşerref’i şaşırtan şuydu; Pakistan 8 Ekim 2005 tarihinde 7.6 şiddetindeki büyük bir depremle sarsıldığında, Pakistan daha olayın şokunu atlatamadan, Genelkurmay Başkanlığı’nın arama kurtarma ekibi ile yardım malzemelerini taşıyan 3 uçak Etimesgut Askeri Havalimanı’ndan derhal hareket etmiş ve kısa sürede Pakistan hava sahasına ulaşmıştı.

Malum, uluslar arası tüm uçuşlar belli bir plan dâhilinde yapılır. Hangi uçağın nereden, ne zaman geçeği bellidir. Bu tür uçuşlar hava sahası kullanılacak ülkelerin iznine bağlıdır. Pakistan daha depremin şokunu yaşarken ve kendi yardım ekipleri bile henüz toparlanamamışken, Pakistan hava sahasına yaklaşan Türk uçaklarının inişe geçmek için izin istediği notu ulaşır Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref’e. Türkiye’den gelen yardımın hızı duygulandırır kendisini. Pakistan Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref, önceki akşam Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül onuruna bir akşam yemeği verdi. Abdullah Gül burada yaptığı konuşmada, “Pakistan'la biz bir aileyiz…” dedi. Türkiye ile Pakistan’ın köklü ilişkilerini tanımlayan bundan daha iyi bir tespit olamaz. Şimdi anlatacağım olayı okuyunca siz de hak vereceksiniz.

Böyle eylem görünmedi…
Birinci Dünya Savaşı sona erip de İstanbul’a düşman askerinin çıktığı ve Anadolu’nun işgal edildiği haberleri Hindistan’a ulaşınca, Hindistan Müslümanları boyunduruğu altında bulundukları İngilizleri protesto etmek için genel greve gitme kararı aldılar. Öğrenciler okullarını, köylüler tırmıklarını, memurlar ofislerini terk ettiler. “Halife ve Mustafa Kemal Paşa’ya dua etmek üzere” camilere doluştılar. İngilizlerin her vesileyle taltif ettiği Hintli Müslümanlar, nişanlarını, beratlarını ve madalyalarını aldıkları mercilere iade etmeye başladılar. Hemen Türk insanına nakdî yardım kampanyaları başlatıldı. Yardım toplamak üzere görevlendirilenler, önünde ay yıldız olan Kuva-yı Milliye kalpağı giydiler. Ankara ve İzmir sandıkları adıyla iki fon kuruldu. Fonlardan birincisi Türk ordusuna silâh ve mühimmat alımı, ikincisi de halka ilâç, yiyecek ve giyecek yardımını organize ediyordu. Yardım karşılığı verdikleri makbuzların üzerinde, “Bu hizmetinize karşılık Allah’tan on katını bulunuz” gibi ibareler yer alıyordu.

Çocuğunu Anadolu için feda etti…

Anadolu’ya yardım için herkes seferber oldu. İşte böylesi günlerden birinde Hintli bir Müslüman kadın ne yapacağını bilemez vaziyette ortalıkta deli divane gibi dolaşıyordu. Anadolu’ya yardım etmek istiyordu ama o kadar yoksuldu ki, verecek hiçbir şeyi yoktu. Zor bir karar aldı. Çocuğunun elinden tuttu ve esir pazarına götürdü.

Kendisi için paha biçilmez kıymetteki çocuğuna biçtikleri fiyat karşısında beyninden vurulmuşa döndü. Fakat miktar az olsa da, Anadolu’da bu paraya ihtiyacı olan insanlar olduğunu düşündü. Sonunda bağrına taş bastı ve çocuğunu sattı. O tarihlerde henüz bağımsızlığını kazanmadığı için Hindistan sınırları içinde olan bugünkü Pakistan’da geçiyor insanın kanını donduran yukarıdaki olay. Ve o yardımlar Anadolu’ya ulaştı.

İş Bankası nasıl kuruldu?
Mustafa Kemal Atatürk, Hintli Müslümanların Türk Kurtuluş Savaşı’nı desteklemek için gönderdikleri 1 milyon liranın bir kısmını savaşın finansmanı için kullandı. İş Bankası’nın kurulması gündeme gelince, bankanın kuruluş sermayesinin dörtte biri değerindeki 250 bin liralık hisseyi Güney Asya Müslümanlarının gönderdiği parayla satın almakla kalmadı, adına açtırdığı hesaba da ayrıca yine aynı paradan 207 bin 400 lira yatırarak bankaya ciddi bir kaynak sağladı. Atatürk öldüğünde bankanın sermayesi 5 milyon liraya ulaşmıştı. Atatürk, 1,5 milyon lirayı bulan hesabıyla bankanın en büyük müşterilerinden biriydi.

Atatürk vasiyetinde bu parayı, “Malik olduğum bütün nukut ve hisse senetleriyle Çankaya’daki menkul ve gayrimenkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisi’ne terk ve vasiyet ediyorum” diyerek CHP’ye bıraktı. İşte o CHP ve İş Bankası yönetimi, Pakistan’da yaşanan büyük deprem felaketinden sonra kendilerinden beklenen çapta bir yardım yapmadı. Hâlbuki CHP 75 yıl boyunca o paradan sürekli nemalandı.Fakat yazının başında da belirttiğimiz gibi, Türk halkı, Pakistan’ın zor günlerimizde bize yaptığı o yardımları hiç unutmadı. Pakistan’ı kardeş belledi ve o gün bugündür bağrına bastı.

Müşerref’i ağlatan mektup…
Büyük deprem sonrası Pakistan Devlet Başkanı Müşerref’i duygulandıran sadece Türk yardım ekibinin bölgeye ilk ulaşması ve dünyadan yapılan tüm yardımların toplamından daha büyük yardımı Türk halkının yapması olmadı.Esir pazarında çocuğunu satıp parasını Anadolu’ya gönderen Müslüman Hintli ananın yüreğindeki acıyı dindirecek bir civanmertlik örneğine şahit oldu Pakistan halkı. İşte kardeşlik budur dedirten bir olay yaşandı. Bu olayı da ancak, Pakistan Devlet Başkanı Müşerref’in kendine gelen bir mektubu açıklamasıyla öğrenebildi dünya kamuoyu.

Kütahya’nın Tavşanlı ilçesi Moymul beldesinde annesiyle birlikte yaşayan ilkokul öğrencisi Mustafa’nın diğerkâmlığını hatırlarsınız..
Anne Meryem Karanfil, oğlu Mustafa ile birlikte yaşayan ve ancak el örgüsünden kazandığı para ile geçinebilen yoksul bir ailedir. Ramazan'da ekmek almakta zorlanacak kadar yokluk içindedirler. Annesinin, “Oğlum Mustafa, iftar için ekmek al, gel” diye seslenmesinden sonra, Pakistan’da kendilerinden daha zor durumda aç ve açık insanlar olduğunu düşünerek, annesinin verdiği paradan bir kısmını posta masrafı yapıp, bir zarfın içine de 1 YTL koyduktan sonra, elinden ancak bu kadar geldiğini iki satır mektupla dile getirdikten sonra Pakistan lideri Müşerref'e gönderen aslan yürekli Mustafa…
İşte bu Anadolu evladı, hem Pakistan halkının, hem de Pervez Müşerref’in kalbini fethetti ve Türk ve Pakistan halklarının tarihsel dostluğunun bir nişanesi oldu.

2006 yılı Mayıs ayında, Kimse Yok Mu Derneği’nin deprem sonrası Pakistan’da yaptırdığı okulların açılışı için bu ülkeye gittiğimde, bu dostluğun etkilerine birebir tanıklık etmenin mutluluğunu yaşamıştım.

Unutmayalım; Milli hafıza bu tür olaylarla perçinlenir ve güçlenir.

Bu tür olayları dilden dile aktaralım ve kalıcı dostluklar oluşmasına katkı yapalım.
Pakistan halkı son aylarda zor günler geçiriyor. Dualarımızı bu kardeş ülkeden esirgemeyelim..
 

  Bugün 4 ziyaretçi (42 klik) kişi burdaydı!


    

(meb)

Eğitimle İlgili İçeriklere http://www.egitim.gov.tr Adresinden Erişebilirsiniz
e-okul

Veli Bilgilendirme Sistemi

İnternet Radro TV
Okul Web ve E-posta Hizmetleri Yönetim Panelleri

(googlee)



 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
ULU ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK !!


(gOOgLe)
Google
(Gs) tavsanlianadolulisesi-k12.tr.gg

Tavşanlı Anadolu Lisesi - TAL - Kütahya-Tavsanli - Tavşanli Anadolu Lisesi MEB

©2009 - !! q@d!r !! Tavşanlı Anadolu Lisesi